İki yüz, iki âkıbet ve tabiattaki deliller
الغاشية
هَلْأَتَاكَحَدِيثُالْغَاشِيَةِ
O her şeyi kaplayacak olanın haberi sana geldi mi?
وُجُوهٌيَوْمَئِذٍخَاشِعَةٌ
O gün birtakım yüzler öne eğilmiştir;
عَامِلَةٌنَاصِبَةٌ
Çalışmış, yorulmuştur;
تَصْلَىٰنَارًاحَامِيَةً
Kızgın bir ateşe girer;
تُسْقَىٰمِنْعَيْنٍآنِيَةٍ
Kaynar bir gözeden içirilir;
لَيْسَلَهُمْطَعَامٌإِلَّامِنْضَرِيعٍ
Onlar için kuru dikenden başka yiyecek yoktur;
لَايُسْمِنُوَلَايُغْنِيمِنْجُوعٍ
O ne besler ne de açlığı giderir.
وُجُوهٌيَوْمَئِذٍنَاعِمَةٌ
O gün birtakım yüzler ise mutludur;
لِسَعْيِهَارَاضِيَةٌ
Yaptıklarından hoşnutturlar;
فِيجَنَّةٍعَالِيَةٍ
Yüksek bir cennettedirler;
لَاتَسْمَعُفِيهَالَاغِيَةً
Orada boş söz işitmezler;
فِيهَاعَيْنٌجَارِيَةٌ
Orada akan bir pınar vardır;
فِيهَاسُرُرٌمَرْفُوعَةٌ
Orada yükseltilmiş tahtlar,
وَأَكْوَابٌمَوْضُوعَةٌ
Konulmuş kadehler,
وَنَمَارِقُمَصْفُوفَةٌ
Dizilmiş yastıklar,
وَزَرَابِيُّمَبْثُوثَةٌ
Ve serilmiş halılar vardır.
أَفَلَايَنْظُرُونَإِلَىالْإِبِلِكَيْفَخُلِقَتْ
Develerin nasıl yaratıldığına bakmazlar mı?
وَإِلَىالسَّمَاءِكَيْفَرُفِعَتْ
Göğe, nasıl yükseltildiğine?
وَإِلَىالْجِبَالِكَيْفَنُصِبَتْ
Dağlara, nasıl dikildiğine?
وَإِلَىالْأَرْضِكَيْفَسُطِحَتْ
Ve yere, nasıl yayıldığına?
فَذَكِّرْإِنَّمَاأَنْتَمُذَكِّرٌ
Öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin;
لَسْتَعَلَيْهِمْبِمُصَيْطِرٍ
Sen onların üzerinde bir zorba değilsin.
إِلَّامَنْتَوَلَّىٰوَكَفَرَ
Ancak kim yüz çevirir ve inkâr ederse,
فَيُعَذِّبُهُاللّٰهُالْعَذَابَالْأَكْبَرَ
Allah onu en büyük azapla cezalandırır.
إِنَّإِلَيْنَاإِيَابَهُمْ
Şüphesiz onların dönüşü bizedir;
ثُمَّإِنَّعَلَيْنَاحِسَابَهُمْ
Sonra onların hesabı da bize aittir.