Zulme direnen inanç ve ilâhî koruma
البروج
وَالسَّمَاءِذَاتِالْبُرُوجِ
Burçlarla dolu göğe yemin olsun,
وَالْيَوْمِالْمَوْعُودِ
Vaat edilen güne,
وَشَاهِدٍوَمَشْهُودٍ
Şahitlik edene ve şahitlik edilene,
قُتِلَأَصْحَابُالْأُخْدُودِ
Kahrolsun o hendek sahipleri!
النَّارِذَاتِالْوَقُودِ
O tutuşturulmuş ateşin sahipleri!
إِذْهُمْعَلَيْهَاقُعُودٌ
Hani onlar ateşin başında oturmuşlardı;
وَهُمْعَلَىٰمَايَفْعَلُونَبِالْمُؤْمِنِينَشُهُودٌ
Ve müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
وَمَانَقَمُوامِنْهُمْإِلَّاأَنْيُؤْمِنُوابِاللّٰهِالْعَزِيزِالْحَمِيدِ
Onlardan, yalnızca güçlü ve övgüye lâyık olan Allah'a iman ettikleri için öç alıyorlardı.
الَّذِيلَهُمُلْكُالسَّمَاوَاتِوَالْأَرْضِوَاللّٰهُعَلَىٰكُلِّشَيْءٍشَهِيدٌ
O Allah ki göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur; Allah her şeye şahittir.
إِنَّالَّذِينَفَتَنُواالْمُؤْمِنِينَوَالْمُؤْمِنَاتِثُمَّلَمْيَتُوبُوافَلَهُمْعَذَابُجَهَنَّمَوَلَهُمْعَذَابُالْحَرِيقِ
Mümin erkek ve kadınlara işkence edip sonra tövbe etmeyenler için cehennem ve yakıcı azap vardır.
إِنَّالَّذِينَآمَنُواوَعَمِلُواالصَّالِحَاتِلَهُمْجَنَّاتٌتَجْرِيمِنْتَحْتِهَاالْأَنْهَارُذٰلِكَالْفَوْزُالْكَبِيرُ
İman edip iyi işler yapanlara ise altından ırmaklar akan cennetler vardır; işte büyük kurtuluş budur.
إِنَّبَطْشَرَبِّكَلَشَدِيدٌ
Şüphesiz Rabbinin yakalaması pek çetindir.
إِنَّهُهُوَيُبْدِئُوَيُعِيدُ
Şüphesiz O, ilkin yaratan ve tekrar diriltendir.
وَهُوَالْغَفُورُالْوَدُودُ
O, çok bağışlayan, çok sevendir.
ذُوالْعَرْشِالْمَجِيدُ
Şanlı arşın sahibidir;
فَعَّالٌلِمَايُرِيدُ
Dilediğini mutlaka yapandır.
هَلْأَتَاكَحَدِيثُالْجُنُودِ
Orduların haberi sana geldi mi?
فِرْعَوْنَوَثَمُودَ
Firavun ve Semûd'un.
بَلِالَّذِينَكَفَرُوافِيتَكْذِيبٍ
Doğrusu inkâr edenler hâlâ yalanlamaktadır.
وَاللّٰهُمِنْوَرَائِهِمْمُحِيطٌ
Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır.
بَلْهُوَقُرْآنٌمَجِيدٌ
Hayır! O şerefli bir Kur'an'dır,
فِيلَوْحٍمَحْفُوظٍ
Korunmuş bir levhadadır.