Zorluklarla sınanan insan ve sarp yokuş
البلد
لَاأُقْسِمُبِهٰذَاالْبَلَدِ
Yemin ederim bu beldeye!
وَأَنْتَحِلٌّبِهٰذَاالْبَلَدِ
Ki sen bu beldede oturmaktasın;
وَوَالِدٍوَمَاوَلَدَ
Ve babaya ve doğurduğuna!
لَقَدْخَلَقْنَاالْإِنْسَانَفِيكَبَدٍ
Doğrusu biz insanı zorluk içinde yarattık.
أَيَحْسَبُأَنْلَنْيَقْدِرَعَلَيْهِأَحَدٌ
O, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
يَقُولُأَهْلَكْتُمَالًالُبَدًا
'Yığınla mal harcadım' diyor.
أَيَحْسَبُأَنْلَمْيَرَهُأَحَدٌ
Kimsenin kendisini görmediğini mi sanıyor?
أَلَمْنَجْعَلْلَهُعَيْنَيْنِ
Biz ona iki göz vermedik mi?
وَلِسَانًاوَشَفَتَيْنِ
Bir dil ve iki dudak?
وَهَدَيْنَاهُالنَّجْدَيْنِ
Ve ona iki yolu gösterdik.
فَلَااقْتَحَمَالْعَقَبَةَ
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.
وَمَاأَدْرَاكَمَاالْعَقَبَةُ
Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin?
فَكُّرَقَبَةٍ
Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır;
أَوْإِطْعَامٌفِييَوْمٍذِيمَسْغَبَةٍ
Yahut açlık gününde doyurmaktır,
يَتِيمًاذَامَقْرَبَةٍ
Yakınlığı olan bir yetimi,
أَوْمِسْكِينًاذَامَتْرَبَةٍ
Veya toz toprak içindeki bir yoksulu.
ثُمَّكَانَمِنَالَّذِينَآمَنُواوَتَوَاصَوْابِالصَّبْرِوَتَوَاصَوْابِالْمَرْحَمَةِ
Sonra iman edenlerden, birbirine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.
أُولٰئِكَأَصْحَابُالْمَيْمَنَةِ
İşte onlar sağdakilerdir;
وَالَّذِينَكَفَرُوابِآيَاتِنَاهُمْأَصْحَابُالْمَشْأَمَةِ
Ayetlerimizi inkâr edenler ise soldakilerdir;
عَلَيْهِمْنَارٌمُؤْصَدَةٌ
Üzerlerine kapıları kapatılmış bir ateş vardır.