İlk vahiy, okuma, kalem ve azgınlık
العلق
اقْرَأْبِاسْمِرَبِّكَالَّذِيخَلَقَ
Yaratan Rabbinin adıyla oku!
خَلَقَالْإِنْسَانَمِنْعَلَقٍ
O, insanı bir aleka'dan yarattı.
اقْرَأْوَرَبُّكَالْأَكْرَمُ
Oku! Rabbin en cömert olandır;
الَّذِيعَلَّمَبِالْقَلَمِ
O, kalemle öğretendir;
عَلَّمَالْإِنْسَانَمَالَمْيَعْلَمْ
İnsana bilmediğini öğretendir.
كَلَّاإِنَّالْإِنْسَانَلَيَطْغَىٰ
Hayır! İnsan gerçekten azgınlık eder;
أَنْرَآهُاسْتَغْنَىٰ
Kendini yeterli gördüğü için.
إِنَّإِلَىٰرَبِّكَالرُّجْعَىٰ
Oysa dönüş yalnız Rabbinedir.
أَرَأَيْتَالَّذِييَنْهَىٰ
Gördün mü şu engelleyeni?
عَبْدًاإِذَاصَلَّىٰ
Namaz kılarken bir kulu!
أَرَأَيْتَإِنْكَانَعَلَىالْهُدَىٰ
Söylesene, ya o doğru yolda ise?
أَوْأَمَرَبِالتَّقْوَىٰ
Yahut takvayı emrediyorsa?
أَرَأَيْتَإِنْكَذَّبَوَتَوَلَّىٰ
Söylesene, ya yalanlamış ve yüz çevirmişse?
أَلَمْيَعْلَمْبِأَنَّاللّٰهَيَرَىٰ
Allah'ın gördüğünü bilmiyor mu?
كَلَّالَئِنْلَمْيَنْتَهِلَنَسْفَعًابِالنَّاصِيَةِ
Hayır! Eğer vazgeçmezse, onu perçeminden yakalarız;
نَاصِيَةٍكَاذِبَةٍخَاطِئَةٍ
O yalancı, günahkâr perçeminden!
فَلْيَدْعُنَادِيَهُ
Haydi, çağırsın meclisini!
سَنَدْعُالزَّبَانِيَةَ
Biz de zebânîleri çağıracağız.
كَلَّالَاتُطِعْهُوَاسْجُدْوَاقْتَرِبْ
Hayır! Ona uyma; secde et ve yaklaş!